Karakış Diyarı Tarihi
Bugün: 502 YD
Karakış Diyarı çok uzun olmamakla birlikte oldukça ilginç bir tarihe sahiptir ve geçmişte yaşananların gölgesi bugünün üzerine oldukça koyu bir şekilde düşmektedir. Bu yüzden geçmişi bilmeden günün kavranılması oldukça zordur. Geçmişteki savaşlar, anlaşmazlıklar, dostluklar ve hatta hainlikler... Hepsi günümüzde Kyra kıtası üzerinde bir yerlerde, bir şekilde yaşamaktalar ve diğerlerinin hayatlarını da etkileri altına alıyorlar.
Geçmiş her fantastik dünyada olduğu gibi KD için de büyük önem taşıyor, hatta belki de diğerlerinden daha da büyük. Bunun nedeni belki de KD halklarının, geçmişlerine sıkı sıkıya sarılmaları ve her türlü destek arayışlarını eskilerde sürdürmeleridir. Kim bilir... Belki de Yuva'nın eski güzel günlerine duyulan bir özlemdir.
I. BÖLÜM
Zamanın Başlangıcı: İlk İnsan Krallığının Kuruluşu
Birinci kuşak ırkların tamamının Kyra kıtası üzerinde belirmesiyle birlikte Yayılma Dönemi başlamış ve bu zaman süreci içinde tüm ırklar birbirlerinden habersiz bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşler, kendilerine özgü medeniyetler geliştirmişlerdir.
Soylar yaşadıkları bu büyük topraklarda kendilerden başkalarının da varlığını yeni yerler keşfetme arzuları yardımıyla kavramışlar ve kısa zamanda diğer kabileleri de tanımışlardır. Sonraları bu kabilelerle ticarete başlamışlardır.
Zamanla ticaret ilişkileriyle yakınlaşan kabileler bir araya gelip yerleşik düzene de ilk defa Yayılma Dönemi'nde geçmiş, şehir devletler kurmuşlardır. Ayrıca tarım ve silahlar bu dönemde geliştirilmiştir. Bu gelişme süreci hızla tüm Kyra anakarası üzerinde yayılırken birçok şehir devletin de oluşmasına sebep olmuştur. Bu şehir devletlerinin en önemlileri Eiris, Tuisir ve Elfyurdu topraklarında kurulan devletçiklerdir.
Yayılma dönemini bitiren olay ise; genel olarak insan soyunun yerleşim yeri olan verimli Eiris toprakları üzerindeki bir şehir devletin, Rahann devletinin, öncelikle güney sınırında yer alan başka bir şehir devleti, bunun ardından da Eiris bölgesindeki tüm şehir devletleri bir himaye altında toplaması ve Rahann Krallığı'nı kurmasıdır. (-591 YD)
Ardından Rahann Krallığı daha da güçlenmiş, Noreduhn bölgesini de topraklarına katarak sınırlarını Tuisir Nehri'ne kadar genişletmiştir. Bölgedeki cüce şehir devletleri ise kuzeybatıdan gelen bu tehlikeyi sezinleyerek kısa zamanda birleşme kararı almışlar ve Yeni Tuisir Birleşik Krallığı'nı kurmuşlardır.
Ancak Rahann Krallığı yeni komşularıyla çatışmak yerine onlarla ittifaka gitmiş ve cüce krallığıyla bir antlaşma imzalamıştır. Başlangıçta sadece ticari bir ittifak olan bu birliktelik zamanla güçlü bir dostluğa dönüşmüş ve iki devletin bağlarını güçlendirmiştir. Ayrıca Yeni Tuisir Birleşik Krallığı da kuzey sınırlarını güvence altına almanın verdiği rahatlıkla yeni yerler ele geçirmiş, Neri Onar bölgesini topraklarına katmıştır.
Güneydeki bu hareketliliği fark eden hransoyu ise o zamanlar Kristal Limanı'ndan, An Casun bölgesine kadar uzanan geniş bir alanda hüküm sürüyordu. Ayrıca Rukonor yarımadası da kısmen hran devletinin elindeydi. Ülke geçimini Kristal Limanı'ndan çıkardığı değerli madenleri cüce krallığına satarak sağlıyordu.
Kyra'nın doğusunda bunlar yaşanırken batıda da işler hızla ilerliyordu.
Batıdaki Gelişmeler: Kuzenler Birleşiyor
Zaten Unnor'dan Harrin'e kadar uzanan Elfyurdu'nda hakimiyeti elinde bulunduran Elfyurdu İmparatorluğu, Tuosin'de kurulmuş olan son küçük elf krallığını da ele geçirerek Elfyurdu'nda tam bir bütünlük sağladı. Ayrıca bugün Orkanbükü diye bilinen topraklarda hala tam bir birleşme sağlayamayıp, klanlar arası anlaşmazlıklarla uğraşan orklar, kuzenleri elflerin yardımıyla sonunda bir araya geldiler ve Elfyurdu İmparatorluğu'yla birleşme kararı aldılar. Yeni kurulan bu devlete de Batı Kyra İmparatorluğu adını verdiler. Böylelikle ülkenin sınırları kuzeyde Tuosin'den güneyde Tekboynuz Nehri'ne kadar genişlemiş oldu. Doğu sınırını ise Rahann Krallığı ile aralarından geçen Rinsir Nehri belirliyordu.
Aşağıda Bir Yerde
Güneyde; Hailnimen ve Eiven bölgesinde tam bir bütünlük ve birliktelik içinde yaşayan Odgûl devleti ise o sıralar, kuzeyindeki insan-cüce ittifakının tehditi altındaydı. İnsanlar ve cüceler tarafından düzenlenen bitmek bilmeyen akınlar odgûlları oldukça rahatsız ediyordu.
Ancak Batı Kyra İmparatorluğu'nu ensesinde hisseden Eiven Odgûl Krallığı ani bir politika değişikliğiyle kuzey komşularıyla barış yapma kararı aldı. Bunun karşılığı olarak da Hailnimen'deki topraklarının bir kısmından vazgeçmek zorunda kaldı.
Fakat bu durum cüce-insan ittifakı arasında ikilik yaşanmasına neden oldu. Her iki halk da odgûlların terk ettikleri toprakların kendine ait olması gerektiğinde ısrar ediyordu. Kuzeydeki topraklarından çekilen Eiven Odgûl Krallığı ise bu durumdan memnun gibi gözüküyordu. Odgûllar artık tüm dikkatlerini Batı Kyra İmparatorluğuna yönlendirebilirlerdi. Beklenmedik bir gelişme ise tüm bu planları alt-üst edecekti.
Ateş İttifakı'nın Oluşması
Yeni ele geçirilen toprakların paylaşımında anlaşmazlığa düşen insan-cüce ittifakı sonunda çareyi birleşmekte buldu ve sonunda Büyük Doğu İmparatorluğu kuruldu.(-478 YD) Kendinde simge olarak sarı-kırmızı bir alevi seçen bu devlet sonraları Ateş İttifakı olarak anılacaktı.
Odgûlların terk ettikleri topraklara da kısa zamanda yerleşen bu imparatorluk artık odgûllar için daha büyük bir tehdit oluşturuyordu. Anlaşılan güneyde birilerinin planı suya düşmüştü ve tek çare yeni ve daha iyi bir plandı.
Odgûlların Ateş İttifakı'na Katılması
Başarısızlıkla sonuçlanan bir planın ardından odgûlların başındaki tehlike birken iki olmuştu ve bu sefer olaylar çığırından çıkmış gibi gözüküyordu. Fakat bir mektup herşeyi ters-yüz etmeyi başarmıştı.
Büyük Doğu İmparatorluğu'nun iki yarısından birini oluşturan Rahann Krallığı, batı sınırındaki komşusu Batı Kyra İmparatorluğu'nu kendine yönelik bir tehdit olarak görüyordu. Bunun için de zaten Batı Kyra İmparatorluğu'yla arası iyi olmayan Eiven Odgûl Krallığı'nı, o zamanki Rahann kralı I. Fearin'in oğlunun bizzat teslim ettiği bir mektupla Ateş İttifakı'na davet etti. Böylelikle Rahann Krallığı kendini daha güvende hissedebilirdi.
Böylesi bir teklif karşısında şansı dönen Eiven Odgûl Krallığı derhal bu teklifi kabul etti ve Ateş İttifakı'na katıldı. (-430 YD) Sonuçta Ateş İttifakı Kyra kıtasının güneyinin neredeyse tamamına hükmeder bir hale geldi.
Oyun Başlıyor
Bu yeni katılımla güçlenen Ateş İttifakı ilk iş olarak, birliğin güney ayağı olan Eiven Odgûl Krallığı'na destek olarak atılan temelleri güçlendirdi. Alınan ortak kararla, cüce ve insan devletlerinden yola çıkan askeri birlikler Sahipsiz Topraklar üzerinde odgûl ordusuyla birleşerek Tekboynuz Nehri'nin kuzeyine geçtiler. Böylelikle ittifakı tehdit eden Batı Kyra İmparatorluğu'na gözdağı vermeyi amaçlıyorlardı.
Zaten uzun zamandır böylesi bir fırsatı bekleyen Batı Kyra İmparatorluğu da yıllar süren ticari ilişkilerine rağmen, bu restleşmede tarafsız kalmayı başaran Hran Krallığı'nı yeni topraklar vaadiyle kendi saflarına çekerek, hran ordusunu kuzeyden Büyük Doğu İmparatorluğu'nun sınırlarına girmeye ikna etti. Daha sonra bu iki devlet birleşerek gizli bir anlaşmayla Su İttifakı'nı oluşturdular. (-365 YD)
İttifakın öncelikli amacı Büyük Doğu İmparatorluğu'nu yok etmek idi. Böylelikle hem Eiven Odgûl Krallığı'nı yalnız bırakmış, hem de hran devletinin güneye inmesinin önündeki engeli kaldırmış oluyorlardı. Bu durum iki devletin de çıkarınaydı.
Eflere acı sürpriz
Yaklaşan savaşı gören ve bunun farkında olan bir grup elf, savaşı ve savaşın getireceklerini reddederek Tuilor adasına çekildiler. Kendilerini tamamen dine adamış olan bu topluluk olası savaşı kaçınılmaz olarak görüyordu ve kendilerini korumak için adaya göç kararı aldılar. O zamana kadar yerleşim yeri olarak tercih edilmeyen ve ormanlarla kaplı Tuilor adasını işgal edip bağımsızlıklarını ilan ettiler. Yeni kurdukları bu devlete de Tuinor adını verdiler.(-344 YD) "Yeşilülke" anlamına gelen bu isim sonraları, adını üstünde yaşayan ve diğerlerinden ayrılan elf halkına da verdi ve böylelikle tuikad soyu oluştu.
Hran Güneye İniyor
Su İttifakı'na girmenin verdiği destekle kendilerine güvenleri artan hranlar, Aneli bölgesi üzerinde Batı Kyra İmparatorluğu ile arasında bulunan küçük devletleri bir bir ele geçirmeye başladılar. Hranlar aynı zamanda Naa Onari üzerinden güneye inerek Khraud Liru'da yeni yeni oluşturulmaya başlanan cüce madenlerini yağmalamaya başladılar. Büyük Doğu İmparatorluğu için oldukça stratejik öneme sahip olan bu madenler, imparatorluğun silah yapımında kullandığı ham maddenin çoğunu sağlıyordu. Ayrıca buradaki limanlardan çıkan gemiler Eiven limanlarına giderek müttefikleri odgûlarla ticaret yapmayı da kolaylaştırıyordu.
İkinci Süpriz
Batı Kyra İmparatorluğu bir kez daha anlaşmazlık yüzünden sarsılır. Bugün Orkanbükü diye bilinen topraklarda yaşayan bir kaç ork klanı, elfler tarafından kandırıldıklarını iddia ederek birleşirler bağımsız bir devlet kurma amacıyla imparatorluğu karşı savaşırlar.
Fakat bu isyan çok sert bir şekilde bastırılır ve isyancı klanlardan geriye kalanlar gemilerle Tuilor'a kaçmak zorunda kalırlar.
Ortalık Kızışıyor
Batı Kyra İmparatorluğu bu isyan hareketlerinin ardından düşmanlarına göz dağı vermek, ve gücün hala kendinde olduğunu göstermek için An Nimeni üzerindeki iki insan krallığını ve bir cüce düklüğünü işgal eder. Kuzeyden ise hran birlikleri her geçen gün sınırlarını Büyük Doğu İmparatorluğuna bir adım daha yaklaştırmaktadır.
Su İttifakı, Birleşik Meclis'ini toplayarak Büyük Doğu İmparatorluğu'na kuzeyden girme kararı alır ve bunu uygulamak üzere ordular Aneli'de toplanarak güneye doğru ilerler.
Kızıl Kar Savaşı (-312 YD)
O ana kadar toplanmış en büyük orduyu derleyen Su İttifakı, takviye olarak orduya mamutları da katar ve yaklaşık 250.000 kişilik bir orduyla, başında ittifakın tüm krallarıyla birlikte yola koyulur.
İki ordu An Nimeni düzlüğünde karşı karşıya gelir. Yirmi dokuz gün süren savaşlar sonunda her iki taraf da ağır kayıplar verir. Anlatılanlarda gözün alabildiği her yerin kan olduğu söylenir. Öyle ki, o günden bu yana savaşın yapıldığı düzlüğe Kızıl Kar Düzlüğü denmektedir.
Savaş sonucunda kimin kazandığı belli değildir çünkü, bu büyük vuruşmanın ardından her iki ittifak da parçalanmıştır. Kralların ve diğer yöneticilerin hemen hepsi bu muharebede ölmüştür.
Yöneticilerin ölümü, ve bu büyük muharebenin getirdiği ağır kayıpların yarattığı otorite boşluğundan yararlananlar birçok bölgede isyan çıkarmışlar ve ele geçirebildikleri topraklarda kendi hakimiyetlerini ilan etmişlerdir. Sonuç olarak Kyra kıtası üzerinde siyasi bütünlük bozulmuş, genel olarak Yayılma Dönemi'ne geri dönüş yaşanmıştır. Ayrıca anarşi de tüm anakara üzerine bir gölge gibi düşmüştür.
II. BÖLÜM
Kızıl Kar Savaşı Sonrasında Kyra'da Genel Durum
-312 YD'de Kızıl Kar Savaşı'nın yapılmasının ardından ittifaklar yıkılmış, krallıkların çoğu parçalanmış ve prensliklere, dukalıklara bölünmüştür. Çeteler ve derebeyleri birçok bölgeyi hakimiyetleri altına alarak, güç savaşları yapmışlar ve toprakları tamamıyla parçalamışlardır. Kyra kıtası, Yayılma Dönemi'ndeki siyasi şekillenmeyi yeni baştan yaşamak zorunda bırakılmıştır.
-312 YD ile 0 yılları arasında Kyra üzerinde tam bir karmaşa yaşanmış, ve küçük çaplı bir çok savaş meydana gelmiştir. Bunların büyük çoğunluğunun nedeni eski ittifaklar arası sürtüşmelerden doğan anlaşmazlıklar olmuştur.
Üç yüzyıldan fazla yıl süren bu ara dönemin diğer bir özelliği ise II. kuşak ırkların oluşmasına katkıda bulunmasıdır. Uzun yıllar süren savaşlar boyunca yıpranan halklar, toparlanabilmek, karmaşadan korunabilmek için diğer soylarla birlikte yaşamak zorunda kalmışlar, zamanla kaynaşarak da ara ırkların türemesine sebep olmuşlardır.
Bu dönemde ayrıca büyük kitleler tarafından göçler yaşanmış, dönemin bitmesiyle birlikte çok çeşitli devlet yapılanmalarına rastlanmıştır.
Soylar ve Göç
Savaş sonrası nüfusu oldukça azalan odgûl soyu bu ara dönemde olabildiğince kendini korumaya çalışmış ve kargaşa dolu Kyra anakarasını terk edip bugün Gûltol diye bilinen adaya göç kararı almıştır. Aktif volkanik faaliyetlerin yoğun olduğu bu ada, zaten daha önceleri odgûllar tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmaktaydı ancak bu büyük göç hareketi adanın tamamıyla bir odgûl adası haline dönüşmesine sebep olmuştur.
Bu göç hareketi, başta bazı odgûl kabileleri tarafından destek görmese de sonuçta Kyra'daki odgûl nüfusunun büyük bir bir bölümü Gûltol'e yerleşmiştir. Ancak bu göç yolculuğuna çıkmayıp Kyra'da kalan bazı kabileler yeraltındaki mağaralara çekildiler. Bugün de gözlerden uzak bir şekilde yaşamlarına devam ettikleri sanılmaktadır.
Savaş sonrası bir başka büyük göç hareketi de Yukarı Tuisir'den doğuya, Neri Onar ve Rukonor bölgelerinde doğru yapılan Cüce Yürüyüşü'dür. Ayrıca bazı cüce boyları güneye ve An Nimeni içlerine doğru göç etmiştir.
İnsan boyları genelde güneye doğru inerken elfsoyu da bölünmüş kimisi güneye Puslugöl çevresine yerleşirken kimisi ise Elfyurdu'nda kalmayı tercih etmişti. Hranlarda ise fazla bir göç hareket görülmemiş, soy bulunduğu topraklara daha da yayılarak bölgedeki hakimiyetini güçlendirmiştir.
III.BÖLÜM
Yeniden Doğuş
Bu kargaşayla dolu ara dönem Aarahn bölgesinde hakimiyeti elinde bulunduran Auz klanının yeni bir devlet oluşumuna giderek Aarahn Akelf Krallığı'nı kurmasıyla sona ermiştir. [O günden bu yana kullanılan takvimlerde krallığın kurulduğu yıl "0" (sıfır) yılı olarak kabul edilir.] Bu krallığı kuran Auz klanı, Kyra kıtası üzerinde akelf adını kullanan ilk elf boyudur. Böylelikle Yayılma döneminden Kızıl Kar Savaşı'na kadar birliktelik içinde yaşayan elfsoyunun bölünmesi resmileşmiştir.
Kendilerini diğer elflerden ayıran Auz klanı diğer elf soylarına karşı herhangi bir önyargı beslemediğini Tuinor kralına gönderdiği bir mektupla dile getirdi. Ancak zaten Kızıl Kar savaşı yüzünden Kyra üzerindeki elf boylarıyla arası pek iyi olmayan Tuinor, bu duruma şüpheyle yaklaştı. Ayrıca Aarahn Akelf Krallığı'nın kurulmasıyla birlikte de Tuinor'un adı Tuikadnor olarak değişti. Böylelikle elfsoyu arasındaki bölünme Tuilor adasında yaşayan elflerce de onaylanmış oldu.
O zamana kadar Tuilor adasında sığınmacı olarak yaşayan ork kabileleri, savaş sonrasında ittifakların parçalanmasıyla birlikte yavaş yavaş Kyra kıtasına geri dönmeye başlamışlardı. Bu durum iki yeni elf krallığının kurulmasıyla daha da hızlandı ve çoğunluk Harrin bölgesine yerleşerek, uzun mücadeleler sonunda bölgede bir ork devleti kurmayı başardılar. Savaş sırasında anakarayı terk etmeyen ork kabileleri de AArahn Akelf Krallığı'nın kuzeyindeki Unnor bölgesini kontrolleri altına aldılar. Bölge dağlık olması dolayısıyla yerleşim yerleri de deniz seviyesinden oldukça yüksekti. Buradaki ork klanları zamanla dağlı adını alacaktı.
Sancaklar Yükseliyor
Güçlü devletlerin yeniden belirmesiyle birlikte huzur ortamına kavuşmaya başlayan Kyra kıtası, her geçen sene de kurulan yeni devletlere ev sahipliği yapıyordu. Aarahn Akelf Krallığı kurulduktan bir kaç yıl sonra,bölgede -daha sonraları bu krallıkla birleşek olan- Feliru Beyliği kuruldu. Ardından savaş sonrası topraklarını iyice genişleten hran devleti bölünerek 3 krallık ve bir derebeyliğe bölündü. Hran devletinin bu zayıflığından yararlanan cüceler de Rukonor'da hakimiyeti ele geçirerek yarımadayı klanlar arasında paylaştılar. Bu savaşla yapılan bir paylaşımdan çok masa başında uzlaşmayla alınan bir karardı. Dıştan gelebilecek tehlikelere karşı bir önlem olarak da klanlar arası bir topluluk olan Rukonor Cüce Kurultayı'nı oluşturdular. Bu oluşum günümüzde de geçerliliğini -bazı sorunlara rağmen- sürdürmektedir.
Kyra'nın git gide şekillenmeye başlayan yüzü, yeni kurulan devletlerle daha da güçlü bir hal aldı. Hailnimen'den Eiven'e kadar uzanan bölgede insan boyları tarafından büyük bir krallık kuruldu. Ayrıca Eiven kıyılarında bir başka insan devleti de kurulmaktaydı.
An Nimeni'de Hareketlilik
Kızıl Kar savaşının ardından oluş büyük göç hareketlerinden nasibini alan An Nimeni, fazla verimli olmaması ve iç kesimlerde yer almasına karşın yine de bir çok ırkın dikkatini çekmişti. Bölgeye göç eden ork, elf, insan ve cüce boyları genelde maden yatakları ve su kenarlarını tercih edecek şekilde dağınık olarak yerleşmişlerdi. Ancak An Nimeni'deki çetin iklim koşulları ve hayatta kalmanın zorluğu bu boyları ister istemez kaynaşmaya zorladı ve bir zaman sonra, yeni bir soy olan orkan türedi. Fiziksel olarak elfleri andıran bu soy, yanaklarında beliren uzun sakalımsı tüyler, yana doğru uzayan sivri kulakları, iri burnu ve yapılı vücuduyla kendini belli eder. Saçları ise gri ile kahverengi arasında farklılık gösterir.
İlk Doğan Tapınağı (65 YD)
Tuilor adasında yaşayan elfler olan tuikad soyu (ki sonradan bu adı almışlardı) kurdukları devletin sonsuza dek yaşaması adına adadaki -ve tüm Kyra'daki- en kadim canlı olarak gördükleri İlk Doğan ağacının üzerine -içine- İlk Doğan Tapınağı'nı inşa ettiler. Bu tapınak aynı zamanda, ileride tüm Kyra üzerinde yayılacak olan gizli bir oluşumun da başlangıcıydı. Tapınağın inşası ile birlikte İlk Doğan'ın Çocukları adı altında oluşturulan askeri-dini örgüt, tuikad varlığını korumak ve anakara üzerindeki diğer soydaşlarla bağlantı kurmak, onları kontrol altına almak amacıyla kurulmuştur. Bugün Kyra üzerinde kendisinde bağlı tuikadlar olduğu gibi İlk Doğan'ın Çocukları oluşumunu reddeden tuikadlar da mevcuttur.
Büyük Salgın (71 YD)
Kyra üzerinde yaşananlar tüm kıtayı her geçen gün daha iyiye götürürken kuzeyden gelen ve kaynağı belirsiz olan bir salgın hastalık, An Nimeni bölgesini oldukça etkiler ve bölgede toplu ölümlere yol açar. Bunun üzerine bölgedeki elf boylarının hemen hepsi göç kararı alır ve sonunda Noreduhn'dan geçerek Orta Tuisir'e yerleşirler. Buraya yerleşen elfler daha sonraları arkad adını alacaklardı.
Ancak bu hastalık yeni türeyen orkan soyunu etkilemez. Bu bilinmeyen hastalığa karşı bağışıklığı olan orkanlar da hızla ürerler ve sayılarını arttırırlar. Göçebe olarak yaşayan bu soy yayılımını bugün Orkanbükü denilen bölgeye doğru yapar. Yeniden Doğuş'tan sonra II. yüzyıldan itibaren de bölgede kısmen hakimiyet sağlar.
Büyük Salgın ayrıca, An Nimeni'de garip yaratıkların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu durum hastalığın canlılar üzerinde yaptığı değişikliğin sonucu olarak düşünülse de bu yaratıkların kökeni tam olarak bilinmemektedir.
Değişim Sürüyor
Büyük Salgın nedeniyle Orta Tuisir'e göç eden elfler bir süre sonra bölgede kontrolü ellerine geçirip Arkad Krallığı'nı kurarlar. (306 YD) Bu yeni oluşumla birlikte elf soyu üç ana kola ayrılmıştır. Bu yeni soy, adını ilginç bir olaydan alır.
Orta Tuisir'deki elfler, bölgeye göç etmeden önce An Nimeni bölgesinde yaşamaktaydılar. Bölgedeki boylar kendilerini diğer elflerden ayırmak için saçlarını bölgede yetişen bir tür bitkiden elde ettikleri kök boyasıyla siyaha boyamaya başladılar.
Bu alışkanlık yüzyıllarca devam etti. Yaşam koşullarının da etkisiyle saç renkleri giderek koyulaşmaya başladı ve sonunda siyaha döndü. Bu durum Orta Tuisir'e göçün ardından da geçerliliğini korudu. Saç renkleri, bölge elflerinin bir çeşit simgesi haline geldi ve kendilerine "siyah(saçlı)elf" anlamına gelen "arkad" demeye başladılar ve bunu da yeni oluşturdukları krallığa ad olarak uygun gördüler.
Yeniden Doğuş'la birlikte ortaya çıkan ırklardan bir tanesi de eresin soyudur. Bu ırkın ilk ortaya çıktığı yer Neri Onar bölgesidir. Bu soyun bölgedeki bazı cüce ve insanların birleşmesinden türediği düşünülmektedir.
Eresin ırkının anavatanı olarak görülebilecek Neri Onar bölgesinin bir kısmı 315 YD'de eresin soyundan olan boyların bir araya gelerek oluşturduğu Neri Onar Eresin Konseyi'nin kontrolüne girmiştir.
Eresin soyundan daha sonraları ortaya çıkan bir başka soy ise aresin soyudur. Bu ırkın henüz yeni ortaya çıkan eresin soyunun arkadlarla birleşmesi sonuçu ortaya çıkmış olduğu düşünülmektedir. Bir başka söylentiye göre de bu soy arkadlarla cücelerin birleşmesinden doğmuştur. Aresinler yakın akrabaları olan eresinlerden daha narin yapıları, sivri kulakları ve siyah saçlarıyla ayrılırlar. Aresin halkı hızlı üremelerinin de vardiği avantajla kısa süre sonra çoğalmış ve bir topluluk oluşturmuşlardır. 371-375 YD tarihleri arasında Buçukada'ya yerleşmişlerdir.
İlk Ejderhalar (371 YD)
Kyra kıtası üzerinde devasa kanatların ilk kez gözlemlendiği yıl 371 YD'dir. Sulian Okyanusu üzerinden Hailnimen bölgesinin güneyine gelen ejderhalar, daha sonra Sahipsiz Topraklar'ın dağlık alanlardan bir kaçına yerleşmişlerdir.
Önceleri nereden geldiği anlaşılmayan bu devasa sürüngenlerin sonraları, Ejder Adaları olarak bilinen takım adalardan geldiği anlaşılmıştır.
Kyra kıtasında aniden beliren bu dev yaratıklardan sadece bir kısmı geldikleri yere dönmemiş ve Sahipsiz Topraklar'ı kendine yaşam alanı olarak seçmiştir. Ancak bu durum bile bölgede yaşayan çoğu insan kavminin başka yerlere göç etmesine sebep olmuştur. Bölgede az sayıda yaşayan boylar ise yaşamlarını göçebe bir şekilde sürdürmektedir. Bölgenin adını bu durumdan aldığı düşünülmektedir.
Çiftekıyı Savaşı (372 YD)
Yıkıcı Kızıl Kar Savaşı'na katılmamanın verdiği avantajla oldukça güçlü bir duruma gelen tuikadlar, Un Ineri Denizi üzerindeki hakimiyetlerini sağlamlaştırmak için, yeni temelleri atılan ve hızlı bir şekilde güçlenen Harrin Bozork Krallığı'nın donanmasına saldırdı. Amaç; Eiven limanlarına giden deniz yollarını kontrol altına almaktı.
Oldukça güçlü olan tuikad donanması harrin deniz kuvvetlerini yenilgiye uğratacakken, kuzey, Unnor'da yaşayan dağlı orkların deniz kuvvetleri bozorkların yardımına yetişerek tuikad donanmasını yenmeyi başardı.
Dağlı deniz filosunun amirali tarafından alınan bu yardım kararı, sonraları Unnor krallığının oldukça işine yarayacaktı. Bu olayla birlikte iki ork devleti arasında Kızıl Kar Savaşı nedeniyle yaşanan soğukluk gittikçe yumuşamaya başladı ve ikili ilişkilerin güçlenmesini sağladı.
Naa Oneri Deniz Savaşı (391 YD)
Savaş, 391 yılında Kristal Limanı bölgesindeki hranlar ile Rukonor'da yaşayan cüceler arasında Naa Oneri Denizi'nin Sulian Okyanusu ile buluştuğu yer olan Kapıdağ Geçidi'nde olmuştur. Savaşı hransoyu kazanmış ve böylelikle Naa Oneri'den dışarı açılan tek geçidi de kontrolü altına alarak deniz yollarının ticari gücü eline geçirmiştir.
Ucube Savaşı (394 YD)
Salgın'dan sonra An Nimeni bölgesinde kalan yaşayanlar bir araya gelerek, bölgeden geçen kervanları yağmalamaya ve komşu sınırlardaki şehirleri yağmalamaya başlarlar. Zamanla güçlenen bu çeteler birleşerek Orkanbükü'ne inerler ve bölgede yaşayan orkanlara saldırırlar. Ancak içerilere kadar ilerleyemeyen çeteler geri çekilmek zorunda kalırlar.
Bununla birlikte, birkaç yıl önce yerleşik düzene geçmeye başlayan orkan boyları bunu hızlandırarak güçlü bir orkan devleti kurmayı hedeflerler.
Bu savaşın niçin Ucube Savaşı olarak anıldığına değinmek gerekirse, savaş hakkındaki bilginin akelf kaynaklarından alınmasıdır. Orkanlara karşı belirli bir önyargı beslediği bilinen ankadlar, orkanların tanrının yarattığı bir soy olmadığına inanırlar.
Eilean ile Kinese'nin Düğünü (400 YD)
Kızıl Kar Savaşı sonrasında Ruir Olen ve Feliru'ya yerleşen insan kavimleri bölgede bir devlet oluşturmuşlar ve böylelikle Aarahn Akelf Krallığı'na komşu olmuşlardı. Ancak; komşu oldukları akelflerle araları Kızıl Kar Savaşı'ndan kalan düşüncelerin de etkisi dolayısıyla pek iyi değildi. Akelfler de yine aynı nedenden insanlara karşı pek olumlu yaklaşamıyordu.
Ancak bu karşılıklı soğukluk, Naa İneri deniz savaşından sonra iki ork devletinin yakınlaşması ve eski düşüncelerin günün politik ve ticari hayatı üzerinde aşırı baskı yaratması sonucu halklarda oluşan tepkinin de etkisiyle sona erdi.
Güneydeki ork komşusunun kuzeydeki akrabalarıyla işbirliğine kalkıştığını gören Ruir Olen kralı oğlu Eilean için Aarahn Akelf Krallığı'nın prensesi Kinese'yi uygun gördü. Bu durumu da bir yakınlaşma fırsatı olarak gören akelf kralı bunu kabul etti. Böylelikle Eilean ve Kinese hasat mevsiminin ilk ayının on ikisinde (Sonkar 12) Akelf Krallığı'nın başkenti olan Aarahn'da on iki gün süren bir düğünle evlendi. Bir düğün de Aarahn Ruir Olen Krallığı'nın başkenti Aranor'da yapıldı. Böylelikle iki devlet arasındaki bağlar güçlendi.
Bu evlilik basit bir nikahtan çok bir antlaşma niteliğindeydi. Çocuklarının evlenmesine izin veren iki kral böylelikle güçlerini ork ittifakına karşı birleştirmenin temelini atmışlardı.
Eilean ile Kinese'nin düğünü bugün hala iki halk arasında da Çiftedüğün Bayramı ya da Onikigün Festivali olarak bilinir ve kutlanır.